Yaklaşık olarak 2 aydır boğuştuğumuz şike soruşturması dolayısıyla zaten patlamaya hazır bir bomba gibi olan biz futbol severlerin sinirine sinir stresine stres katan bir olay yaşandı geçtiğimiz hafta içerisinde Digitürk yetkilileri tarafından verilen iftar yemeğinde...
Trabzonspor'un boykot ettiği bu iftar yemeğinde bulunan 17 kulüp yöneticisinin önüne daha önce bahsi herhangi bir şekilde geçmemiş bir proje sunuldu.Buna göre senelerdir aynı şekilde oynanan lig rafa kalkıyor yerine ise Belçika'daki sistemin aynısı getiriliyordu...
Birazdan Belçika'daki sistemi inceleyeceğiz fakat böyle kritik bir kararın 3 saatlik bir yemekte gökten 3 elma düştü şekliyle kulüplere adeta dikta edilmesi nasıl bir çaresizliğin,acizliğin ve zorbalığın ürünüdür?
Kamuoyu yoklaması yapıldı mı?
Anketler düzenlendi mi?
Alt liglerde denendi mi?
Futbolun en büyük unsuru olan taraftarlara soruldu mu?
Medyada tartışılmasına fırsat tanındı mı?
Hayır Hayır Hayır! Bütün bu önemli soruların hepsinin cevabı hayırken,biz taraftarlar olarak bir sorumuz olmalı artık TFF'ye:
Hayırdır?
Nerede görülmüş 3 saatte lig statüsünün değiştiği?Nasıl kirli bir düzenin yeni oyunudur bu?Yeter artık rahat bırakın futbolumuzu çekin pis ellerinizi yakamızda!
Futbolun para babaları "haksız" elde ettiği servetinden olmayacak diye biz taraftarlar futbolumuzdan oluyoruz!Çeyrek asırdır kulüp yönetipte bir arpa boyu kadar yol alamayanlar mı düşünmeye başladı Türk futbolunun geleceğini?
Kimi kandırıyorsunuz siz?
Geçiniz!
"Birileri" istedi diye karar alamam diyen Sayın Aydınlar sözüm size: Peygamber olup vahiy mi almaya başladınız da aklınıza böyle bir düşünce geldi?Bir vahiy geldiği belli ama "adresi" de belli!
Yayıncı kuruluş daha fazla "haksız" kar elde etsin diye futbolun geleceğiniz bitiriyorsunuz farkında değilsiniz! Yoksa Farkında mısınız?
Gelelim rezalet uygulamanın içeriğine...Hani bir deyim vardır ya "Herkes gider Mersin'e biz gideriz tersine" şeklinde işte tam o misal bizimkisi!
Nasıl bir gaflete düştünüz ki siz böyle saçma işlere imza atabiliyorsunuz inanın aklım almıyor!Ulu önder Atatürk bize "çağdaşlığı ilke edinelim" derken sizin çağ dışı sistemleri benimsemeniz en hafifinden iş bilmezliktir!
"Efendim çok maç olacak takımlarımız hafta içi maçlarına alışacak." Ligi 20 takıma çıkar o zaman.He diyorsanız ki "bizim derdimiz çok maç değil çok derbi" o zaman da TSYD kupasını neden kaldırdınız tekrar düzenleyin?
Ama onun içinde yayın ihalesi lazım şimdi değil mi?Pardon...
Her sistemin elbette ki artıları vardır fakat aynı sonuca başka şekilde ulaşabiliyoruz gördüğünüz gibi.Komple ligi değiştirmekte ne demek?
Şimdi akıl var mantık var sen ligi 10 puan önde bitir ondan sonra birisi sana "hayır kardeşim aslında 5 puan farkla bitirdin sen ligi" desin!
Kim neden kabul etsin böyle bir şeyi?
34 Hafta boyunca neyin mücadelesini verdi bu takımlar?
Antrenman mı yaptılar 34 hafta?
İlk dördü play-off'a sokmak demek ligi Anadolu ve İstanbul olarak ikiye bölmek demektir!Çünkü biliyoruz ki bu sene Galatasaray'ın yaşadığı gibi ekstra kötü bir sezon geçirmezse 3 büyükler o ilk dörde her sene kombine alırlar!
4.takımda Anadolu Şampiyonu sayılır artık!
Hayır bu sistemi kabul eden 3 büyük kulübü anlıyorum ama bre Anadolu kulüplerinin saygı değer! başkanları, siz nasıl böyle bir sisteme destek verirsiniz?
Bana bunu bir Allah'ın kulu A-ÇIK-LA-YA-MAZ!!!
Sizlerin derdi takımlarınızı şampiyonluğa oynatmak değil ceplerinizi doldurmak!Buradan Anadolu takımlarını destekleyen tüm taraftarlara sesleniyorum: Bu adamları artık temizleyin!
Önünüzde Bursaspor örneği varken artık bizi şampiyon yapmazlar masalıyla sizleri kandırmaya çalışan başkanlarınıza,yöneticilerinize kapıyı gösterin!
Bizleri yani taraftarları yok sayan zihniyete karşı:
PLAY-OFF'A HAYIR!
Sonsuza Dek Sürecek Bizim Aşkımız Biz Galatasaraylıyız!
Sonsuza Dek Sürecek Bizim Aşkımız Biz Galatasaraylıyız!
TFF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TFF etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ağustos 2011 Pazartesi
18 Ağustos 2011 Perşembe
Allah'ını Seven Futbolun Üzerine Toprak Atsın!
Şike soruşturmasında en kritik dönemeci 15 Ağustos 2011 Pazartesi günü dönemedik.Evet yanlış okumadınız dönemedik dedim çünkü Türkiye Futbol Federasyonu başkanı ve üyeleri o dönemecin arkasını görme cesaretinde bulunamadılar...
Türkiye'de her adaletsiz olay için kullanılan "Burası Türkiye" mottosu bile bu ciddiyetsizliğin bu yüreksizliğin üzerini örtemiyor.Türkiye Futbol Federasyonunun açıkça şike ve teşviğin yanında durması artık taraflı tarafsız herkesin tepkisini göstermesine ve Federasyona olan güvenini bitirme noktasına getirmiştir.
15 Ağustos Pazartesi günü öyle bir skandala imza attı ki çok değerli! federasyonumuz önümüzdeki süreçte Türk futbolunu çok zor günler bekleyebilir.UEFA bu konuda nasıl bir tutum sergileyecek merak konusu...
Toplantı için ise tek cümle ile şu söylenebilir: "Dağ fare doğurdu!" Sen kalk Türkiye'nin en önde gelen otellerinden birinde rekor katılımlı bir toplantı düzenle ve herkesi tarihi kararlar alınacak şeklinde beklentiye sok ama öyle bir açıklama yap ki toplantı sonunda herkes hayal kırıklığı yaşasın...Yarısından fazlası madde ve bendlerle dolu "mızrağı çuvala nasıl sığdırdık" temalı bir konuşma yapmak ancak bu federasyonun icraati olabilirdi...
Karar vermekle hükümlü olan TFF en kolay yolu bile seçememiş kendisini uçurumdan aşağıya atmıştır.Önümüzdeki süreçte yaşanacaklar bu düşüşün ne kadar hızlı olduğunu gözler önüne serecektir.Türk Futbolu resmen şaibe altına girmiş ve geleceği hiçe sayılmıştır.Bazı kulüpleri kurtarmak adına Türk futbolu UEFA'nın önüne adeta "diyet" olarak atılmıştır!
Bunun altındaki düşünce "biz gidemiyorsak kimse gidemezsin" düşüncesidir ki ne denli gözlerin dönmüş olduğunun kanıtıdır!Şenes Erzik bu hafta içinde yaptığı açıklamalarla aslında kaderimizi çok net çizdi...
Düşünün bir Türk bu kadar olumsuz bir tonda konuşuyorsa UEFA'nın diğer delegeleri neler düşünür...
Açıklamanın detaylarına girelim girmesine ama nasıl çıkarız orası meçhul...Öyle bir cümle etti ki Sayın Aydınlar tutulacak savunulacak yanı yok."Kendisinden şüphe duyan takımlar Avrupa kupalarına katılmayabilirler"...
İşte biz bunu halk arasında "Cin olmadan adam çarpmak" deyimiyle tasvir ediyoruz.Kısaca Federasyon diyor ki:"Suçunuzu biliyorsunuz gitmeyin"
Suçu Federasyonda biliyor fakat ne olur ne olmaz diye soruşturmada ismi geçen kulüplerin Avrupa haklarına karışmıyor ki tazminat yükünden kurtulabilsin...
Birde aynı toplantının çıkışında Hüsnü Güreli Göksel Gümüşdağ ve M.Ali Aydınlar arasında öyle bir diyaloğa şahit oluyoruz ki evlere şenlik bir manzara çıkartıyor karışımıza...
"Beşiktaş'ı kurtardık sayemde."Teşekkür etmeleri lazım, değil mi?" Başka kimsede yok ki, bu kadar şey, ııı, sonuç" cümleleri Hüsnü Güreli'nin ağzından birebir dökülüyor hemde kameralar önünde...Daha sonra bu konuşmanın yabancı sınırlaması ile ilgili olduğu şeklinde TFF'de bir düzeltme geliyor ki özrü kabahatinden büyük!Federasyonun görevi belli takımlara özel kurallar çıkarmak mıdır?Soru havada asılı kalmaya devam ededursun bugünkü bir haberi sizlerle paylaşalım:
Bu kadar mı para oldu her şey?Nasıl paraya endekslediniz tüm hayatımızı?İnsanların saf duygularının hiç mi önemi kalmadı sizin için?
Yazıklar olsun size ve sizi bu göreve layık görenlere!
Futbol ölmüştür beyler Allah'ını seven üzerine toprak atsın!
Türkiye'de her adaletsiz olay için kullanılan "Burası Türkiye" mottosu bile bu ciddiyetsizliğin bu yüreksizliğin üzerini örtemiyor.Türkiye Futbol Federasyonunun açıkça şike ve teşviğin yanında durması artık taraflı tarafsız herkesin tepkisini göstermesine ve Federasyona olan güvenini bitirme noktasına getirmiştir.
15 Ağustos Pazartesi günü öyle bir skandala imza attı ki çok değerli! federasyonumuz önümüzdeki süreçte Türk futbolunu çok zor günler bekleyebilir.UEFA bu konuda nasıl bir tutum sergileyecek merak konusu...
Toplantı için ise tek cümle ile şu söylenebilir: "Dağ fare doğurdu!" Sen kalk Türkiye'nin en önde gelen otellerinden birinde rekor katılımlı bir toplantı düzenle ve herkesi tarihi kararlar alınacak şeklinde beklentiye sok ama öyle bir açıklama yap ki toplantı sonunda herkes hayal kırıklığı yaşasın...Yarısından fazlası madde ve bendlerle dolu "mızrağı çuvala nasıl sığdırdık" temalı bir konuşma yapmak ancak bu federasyonun icraati olabilirdi...
Karar vermekle hükümlü olan TFF en kolay yolu bile seçememiş kendisini uçurumdan aşağıya atmıştır.Önümüzdeki süreçte yaşanacaklar bu düşüşün ne kadar hızlı olduğunu gözler önüne serecektir.Türk Futbolu resmen şaibe altına girmiş ve geleceği hiçe sayılmıştır.Bazı kulüpleri kurtarmak adına Türk futbolu UEFA'nın önüne adeta "diyet" olarak atılmıştır!
Bunun altındaki düşünce "biz gidemiyorsak kimse gidemezsin" düşüncesidir ki ne denli gözlerin dönmüş olduğunun kanıtıdır!Şenes Erzik bu hafta içinde yaptığı açıklamalarla aslında kaderimizi çok net çizdi...
Düşünün bir Türk bu kadar olumsuz bir tonda konuşuyorsa UEFA'nın diğer delegeleri neler düşünür...
Açıklamanın detaylarına girelim girmesine ama nasıl çıkarız orası meçhul...Öyle bir cümle etti ki Sayın Aydınlar tutulacak savunulacak yanı yok."Kendisinden şüphe duyan takımlar Avrupa kupalarına katılmayabilirler"...
İşte biz bunu halk arasında "Cin olmadan adam çarpmak" deyimiyle tasvir ediyoruz.Kısaca Federasyon diyor ki:"Suçunuzu biliyorsunuz gitmeyin"
Suçu Federasyonda biliyor fakat ne olur ne olmaz diye soruşturmada ismi geçen kulüplerin Avrupa haklarına karışmıyor ki tazminat yükünden kurtulabilsin...
Birde aynı toplantının çıkışında Hüsnü Güreli Göksel Gümüşdağ ve M.Ali Aydınlar arasında öyle bir diyaloğa şahit oluyoruz ki evlere şenlik bir manzara çıkartıyor karışımıza...
"Beşiktaş'ı kurtardık sayemde."Teşekkür etmeleri lazım, değil mi?" Başka kimsede yok ki, bu kadar şey, ııı, sonuç" cümleleri Hüsnü Güreli'nin ağzından birebir dökülüyor hemde kameralar önünde...Daha sonra bu konuşmanın yabancı sınırlaması ile ilgili olduğu şeklinde TFF'de bir düzeltme geliyor ki özrü kabahatinden büyük!Federasyonun görevi belli takımlara özel kurallar çıkarmak mıdır?Soru havada asılı kalmaya devam ededursun bugünkü bir haberi sizlerle paylaşalım:
4 SAAT GÖRÜNTÜYÜ TEK TEK İNCELEDİ
Uluslararası alanda hizmet veren adli kriminal kuruluş olan Ulusal Kriminal Büro, verdiğimiz görüntüleri tek tek inceleyerek konuşmaların kime ait olduğunu tespit etti. 4 saatlik çalışmada sesler tek tek analiz edildi. Hazırlanan rapora göre, "Beşiktaş'ı kurtardık sayende" diyen kişinin Hüsnü Güreli olmadığı, Güreli'nin bu söze karşılık, "Teşekkür etmeleri lazım, değil mi?" Başka kimsede yok ki, bu kadar şey, ııı, sonuç" dediği belirlendi.
GÜMÜŞDAĞ OLAMAZ, AYDINLAR'A AİT
"Beşiktaş'ı kurtardık sayende" diyen kişinin görüntüler esnasında kapı arkasında kalmasından dolayı Mehmet Ali Aydınlar veya yardımcısı Göksel Gümüşdağ'dan birisinin olduğu ancak Gümüşdağ'ın çok tiz bir sesi olduğundan dolayı konuşan şahsın "çok kuvvetle muhtemel" vurgusuyla Aydınlar olduğunun tespit edildiği de raporda yer aldı. Ayrıca konuşmada "sayemde" değil, "sayende" kelimesinin kullanıldığı belirlendi.Kısacası paçalardan pislik akıyor,Hüsnü Güreli aslında hiç söylemediği bir cümleyi sahiplenmek mecburiyetinde hissediyor kendisini...Peki ama neden? İşte tüm rezaletin cevabı daha doğrusu cevapsızlığı bu soruda gizli...
Bu kadar mı para oldu her şey?Nasıl paraya endekslediniz tüm hayatımızı?İnsanların saf duygularının hiç mi önemi kalmadı sizin için?
Yazıklar olsun size ve sizi bu göreve layık görenlere!
Futbol ölmüştür beyler Allah'ını seven üzerine toprak atsın!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)